| | Üretsiz Blog oluştur

secim

AKP'nin kuruluşu, iktidar edilişi ve icraatlar

AKP'nin kuruluşu, iktidar edilişi ve icraatlarında Hepimizin çok iyi bildiği gibi, AKP'nin kurucusu, Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan, Necmettin Erbakan'ın milli görüş çatısı altında mücadele verirken, birdenbire bu çizgiden uzaklaşarak, "adil düzen, faizsiz sistem, İslam Birliği" gibi içi doldurulmamış kavramları terk ettiğini açıklayıverdi. 1977 yılında Milli Selamet Partisi kong-resinde Erbakan'a karşı aday olan Korkut Özal, sonraki yıllarda,Milli Görüş çizgisi karşısında "Yenilikçiler" kutuplaşmasını başlatmış, bu süreç, "Milli Görüş" çizgisinden koparak AKP' nin kurulmasına yol açmıştır. Bu oluşuma en büyük destek Korkut Özal tarafından verilmiştir. Star TV'nin "Kırmızı Koltuk" programında, Korkut Özal'ın söylediği şu söz, AKP ismiyle bilinen oluşumun temel zihniyeti ve hedeflerini de ortaya koymaktadır." Türkiye, İsrail'in liderliğinde oluşacak bir Orta Doğu pazarına girmelidir." Milli Görüş'cü R.Tayyip Erdoğan ve Korkut Özal'ın bu çizgiden bu kadar çabuk kopmaları oldukça düşündürücü değil midir? O dönemde CIA Ortadoğu sorumlusu Graham Fuller'in sıkı bir Erdoğan savunucusu olması ve "Türkiye'de Kemalizm'in modası geçti,ılımlı İslam öncülük etmeli" ya da "Fazilet Partisi çöktü,Yenilikçiler ılımlı İslama öncülük edecek" tarzı söylemlerde bulunması oldukça dikkat çekicidir. AKP oluşturulurken Sayın Erdoğan ve İsrail Büyükelçisi David Sultan buluşması sonucunda R.T.Erdoğan'ın 18.07.2001 tarihli açıklamasında "Partimiz İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyecektir" şeklindeki açıklaması da oldukça ilginçtir. AKP'nin kuruluş aşamasında yaşananlarla ilgili olarak, şu sorularında cevabını bulmak gerekmektedir. -Kuruluş aşamasında neden sık sık üst düzey Mason Müsteşar Lawrence ve İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan ile görüşüldü? -Ülkemize yapmadığını bırakmayan eski AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg nasıl oldu da şiddetli bir AKP savunucusu oldu? -Meşhur "Siyonist Abant Toplantıları"na, Arınç Cemil Çiçek vb. AKP'liler niçin düzenli olarak katılıyordu? -1998 de USIP 'ın Londra'da düzenlediği olağanüstü ve özel toplantıda Abdullah Gül' ün ne işi vardı? (USIP,CIA ve pentagonla bağlantılı,başka ülkelerde ve özellikle Türkiye'de iktidara gelecek kişilerin İsrail ve ABD'ye sadık kalmayacaklarını araştıran ve garantiye alan kuruluştur.) -Sayın Erdoğan aynı tarihlerde neden Londra'daydı? - Geçtiğimiz gün, (01.06.2007 günü) İstanbul'da yapılan Bilderberg Toplantısı da, yeni kurulacak hükümetin ABD ve Israil'e sadık kalınıp kalınmayacağını test etmek için mi yapıldı.? (Bilderberg toplantıları, CFR (CFR, ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Komisyonu'dur) ve ötesi örgütlerin Avrupa ayağını ve etkinliğini teşkil etmek için ilk kez 1954 yılında Hollanda'da Bilderberg Otelinde başlamıştır. İsmini ilk toplantının yapıldığı otelden almıştır.Dünyanın yönetimi ve küreselleşme konusunda her yıl farklı ülkelerde toplantılar yapar.Aslında Bilderberg, CFR'nin daha gizli bir biçimde uluslar arası boyuta yayılmış halidir.Hedefi; Yeni dünya düzenini ve ABD-İngiltere yada Siyonist/Evangelist hakimiyetini ve emperyalizmini tüm dünyaya yaymaktır.Her yıl yapılan çok gizli ortamdaki toplantıları;hem CIA,hem de o ülkenin istihbarat örgütü kontrol eder. -Eşinin türbanı nedeniyle Devletimizi, Avrupa insan Hakları Mahkemesi'ne şikayet eden bir Dışişleri Bakanı ile çocuklarını aynı gerekçeden ABD'de okutan ve mağdur olduğunu ileri süren Sayın Başbakan'ın, iktidar olmalarına rağmen bu sorunu çözme yönünde hiçbir girişimde bulunmamaları ilginç değil midir? -Israil Cumhurbaşkanı Moshe Katsav'ın; "Türk halkının 3 Kasım seçimlerinde en doğru kararı verdiği her geç en gün daha iyi anlaşılmaktadır" sözü ne anlama gelmektedir? -Asıl hedefleri Eski Ahit'in ilk sayfasında( İbrahimi dinlerde,tanrının Musa ile bir ahit 'anlaşma' yaptığı kabul edilir.Hıristiyanlar Tanrı'nın İsa ile yeni bir antlaşma yaptığına inandıklarından, Musa'nın yaptığı anlaşma(Tanah) Eski Ahit olarak adlandırılır.) da gösterilen, kıyamet gününde tüm inananların huzur içinde yaşacakları "yeryüzündeki cennet (garden of eden)" olarak tanımlanan yer Fırat Havzası'dır, Yani Türkiye'dir.Büyük İsrail Hayali de(yani siyonizmin hedefi) bu iken,Büyük Ortadoğu Projesinde,Sayın Erdoğan'ın eş başkanlık yapması doğru bir davranış mıdır? Sıraladığımız ve daha da uzatabileceğimiz bu soruların cevabı, gerçek niyetleri de ortaya koymaktadır. Diğer taraftan, AKP icraatlarından ve söylemlerinden aşağıda sıraladıklarımız göz önüne alındığında, AKP'yi kimlerin niçin iktidar ettiği daha net olarak ortaya çıkar. -Misyonerlik faaliyetlerini Anadolu'nun her yerinde devam ettirenler kimler? -İncil basan yayınevi ZİRVE yayıncılık bir Fetullah GÜLEN kuruluşu değil midir? -Apartman kiliseleri oluşturmak için özel kanunlar çıkartan AKP Hükümeti değil midir? -Azınlık raporları oluşturanlar, ruhban okullarını yeniden gündeme getirenler aynı kişiler değil mi? -Son Yargıtay kararına göre hayal ürünü olarak nitelendirilen Şemdinli komplosu TSK ne karşı açıkça bir saldırı değil midir? - Genelkurmay Başkanı olmak üzere iken Büyükanıt'na Mason, Yahudi yakıştırmaları niçin internet sitelerinde dolaştırılmıştır? Bu işi yapanların siyasetteki ve Emniyetteki Fetulahçılarla bir ilgisi var mıdır? -Kendi dergilerinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ne saldıran, asılsız darbe iddialarını gündeme oturtan, Genelkurmay'ın bilgisayar sistemini ta Utah'tan(ABD'de bir eyalet adı) hack'leyenler kimlerdir? -Siyonist odakların, ordumuza, amansız ve küstahça saldırmaları tesadüf müdür? -Bu oyunun en büyük engeli olarak TSK mi görülüyor? -En son AKP ye övgüler yağdıran, ordumuzu eleştiren 50'ye yakın sözde Avrupa aydınları tarafından hazırlanan mektup bu ardı arkası gelmeyen küstah saldırılara en güncel örnek değil midir? -Her fırsatta konuşan bu kişilere göre, Türkiye'de en olmadık kişilerin konuşması olağan, hatta ve hatta Abdullah Öcalan'ın bile düzenli olarak demeçler vermesi demokratik, ancak TSK'nin en ufak yorumu anti-demokratik ve ülke çıkarlarına zarar vericidir. Bunun ardında yatan zihniyet nedir? -Güneydoğu Anadolu'da düzinelerce PKK li belediye başkanının tarihimizde görülmemiş arsızlıkları, kabadayılıkları ve Türkiye Cumhuriyeti'ne küfür etmeleri neden cezasız kalmaktadır? -Yoksa Sevr hayalinin bir parçası mıdır bu? -Dünkü çocuk Barzani, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni nasıl tehdit edebilmektedir? -Çuval geçirme utancı, Yüce Türk Milleti'ne nasıl yaşatılabilmektedir? - ABD ordusunun bize posta koyması, "Türk Ordusu bir hiçtir, ABD olmadan sıfırdır" anlamına gelen karargâh baskını üzerine, kraldan daha kralcı bir ağızla Abdullah Gül'ün ; ""Bu baskın lokal bir davranıştır. ABD üst yönetiminin bu gelişmeden haberi olmamıştır." Demeci ne anlama gelmektedir? -AKP hükümeti tarafından "Vakıflar Yasası" yeniden düzenlenerek, azınlıklara ait gayrimenkullerin iadesi ile azınlık vakıflarına yurt içinde ve yurt dışında ticari işletmeler kurma, kurulmuş olanlara iştirak etme yetkisi verilerek, Lozan'ın gelinmesine neden gerek duyulmuştur? -Ulusal payları azaltan bir Petrol Kanunu niçin çıkarılmıştır? - Borsanın % 74'ü, bankaların % 50 oranında yabancıların eline geçmesi tesadüf müdür? -Türk Telekom'un Hariri üzerinden İngiliz İstihbaratının kontrolüne geçmesine neden ihtiyaç duyulmuştur? -Ziraat Bankası'nın özelleştirilmesinin istenilmesi, Türk Çiftçisine ve tarımına nasıl bir darbe vuracağı hesaplanmış mıdır? -Danışman Cüneyt Zapsu'nun eşinin de katıldığı ve kadın erken saf tutarak namaz kılma denemelerinin, dayatılmak istenen "ılımlı İslam" modeli ile bir ilgisi var mıdır? - Kıbrıs'ta oynanan oyunlar milletçe bilinmekte midir? -AKP hükümeti döneminde; Ermeni sorununda,Yunan Politikasında, Türk-Kürt çatışmasında, Komşu Ülkelerdeki gelişmelerde, Cumhurbaşkanlığı sorununda, Yabancılara mülk satışında,ciddi boyutlara varan yolsuzluklarda,dinin siyasete alet edilmesinde, türbanın siyasi simge haline getirilmesinde, cemaat oluşturmada,gelir dağılımındaki adaletsizliğin daha da artmasında, işsizlikte,yüksek faiz ve ucuz döviz politikasıyla yerli yatırım ve üretimin yok edilmesinde, ülke aleyhine ciddi uygulamalar doğmamış mıdır?

chp nasıl kuruldu?

26 Temmuz 2007 12:48 | ferikoy9866 | 0 yorum CHP KURULTAYLARI... CHP tarihinde, 12 Eylül 1980 öncesi 24 Kurultay ve 8 Olağanüstü Kurultay, 12 Eylül 1980 sonrası ise 4 Kurultay ve 2 Olağanüstü Kurultay  olmak üzere, 28 Kurultay ve 10 Olağanüstü Kurultay gerçekleştirildi. (Bu derlemede, CHP kurultaylarının yanı sıra sol kesimdeki diğer partilerle ilgili gelişmelere, bazı önemli olaylara da yer verilmiştir.) [1919 - 1950]     [1951 - 1979]     [1979 - 2000]CHP ve Kurultaylar tarihi... (1919-1950) 1. Kurultay (4 Eylül 1919) : Sivas Kongresi'nde, ulusun kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesinde Anadolu'nun çeşitli yörelerinde kurulmuş bulunan dernekler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştiler. Amaç, kurtuluş savaşını örgütlemek ve yönetmektir. Mustafa Kemal başkanlığında 16 kişilik bir "Heyet-i Temsiliye" oluşturuldu. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi, aynı zamanda CHP'nin de ilk kongresi olarak kabul edilmektedir. CHP'nin kuruluşu, bu kongre ile filizlenmişti. Bu nedenle, CHP için "Devlet kuran parti" tanımlaması yapılmaktadır. 9 Eylül 1923 : Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından, "Halk Fırkası" adıyla 9 Eylül 1923’de kuruldu. Kurtuluş Savaşını örgütleyen ve yürüten "Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti"nin devamıdır. 20 Kasım 1923'de, "Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti" Halk Fırkası'nın bünyesine katıldı. Partinin adı 10 Kasım 1924'de "Cumhuriyet Halk Fırkası", 1935 yılında da (4. Kurultay)  "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu. Halk Fırkası'nın kuruluş dilekçesi 11 Eylül 1923 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na verildi. 29 Ekim 1923 : Cumhuriyet ilan edildi.2. Kurultay: 15 Ekim 1927.  Atatürk'ün "Büyük Nutuk"unu okuduğu kongre. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ekim'de başladığı konuşmasını 20 Ekim'de tamamladı. "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. Bu kurultayda, partinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal, partinin değişmez genel başkanı olarak belirlendi. 
[ 2. Kurultay Bildirisi ] 3. Kurultay: 10 Mayıs 1931. Bu kurultayda ilk kez tüzükten ayrı olarak bir de program yapıldı. "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" ilkelerinin yanı sıra "Devletçilik" ve "Devrimcilik" ilkeleri de parti tüzüğü ve programına girdi. Böylece partinin simgesi haline gelen "Altı Ok" ile ilgili altı ilke belirlendi. 
[ Atatürk'ün 3. Kurultayı açış konuşması ] 4. Kurultay: 9 Mayıs 1935. Partinin adının "Cumhuriyet Halk Fırkası"ndan "Cumhuriyet Halk Partisi"ne dönüştürüldüğü bu kurultay, aynı zamanda parti genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün katıldığı son kurultay oldu. Parti tüzüğüne konulan maddelerle parti ile devletin kaynaştırılması yoluna gidildi. 18 Haziran 1936'da Parti Genel Başkanı Vekili İsmet İnönü'nün yayınladığı genelge ile parti ile hükümetin birleştirilmesi kararı uygulamaya sokuldu. Genelge ile, İçişleri Bakanı'nın parti yönetim kurulu üyeliğine alındığı ve genel sekreterlik görevinin verildiği, illerde parti il başkanlıklarına il valisinin getirildiği belirtildi. 13 Şubat 1937 tarihinde de, "Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir" şeklindeki anayasanın (1924 Anayasası) 2. Maddesine de,  "Türkiye devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve devrimcidir"  şeklindeki CHP'nin altı ilkesi eklendi. 
[ Atatürk'ün 4. Kurultay konuşması ] 10 Kasım 1938 :  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk vefat etti. 11 Kasım 1938: TBMM Cumhurbaşkanlığı'na İsmet İnönü'yü seçti. [Cumhurbaşkanları ve nasıl seçildiler] 1. Olağanüstü Kurultay: 26 Aralık 1938. Atatürk'ün vefatı üzerine toplanan olağanüstü kurultayda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, "değişmez genel başkanlığa" seçildi. Kurultay ayrıca, Atatürk'ü "Ebedi Şef" ilan ederken, İnönü'ye de "Milli Şef" unvanını verdi. Partinin Genel Başkan Yardımcılığına Başbakan Celal Bayar, Genel Sekreterliğine İçişleri Bakanı Refik Saydam getirildi.
[ İnönü'nün 1. Olağanüstü Kurultay konuşması ] 5. Kurultay: 29 Mayıs 1939. 417 mebus ve 211 delegenin katılımıyla yapılan kurultayda, CHP tüzüğünde değişikliklere gidildi. Kabul edilen yeni tüzük ile parti genel başkan vekilinin değişmez genel başkan tarafından atanması hükme bağlandı. Böylece başbakanın aynı zamanda parti genel başkanı olması uygulamasına son verildi. Yeni tüzük ile parti müfettişlikleri ve kurultayın seçeceği 21 milletvekilinden oluşan, parti içinde denetim yetkisine sahip "Müstakil Grup" oluşturuldu. Ayrıca, 1936'da başlatılan parti devlet işbirliği uygulamasından da vazgeçildi; İçişleri Bakanı'nın parti genel sekreteri, valilerin il başkanı olması uygulaması terkedildi.  Parti üyeliği yaş sınırı 18'den 22'ye çıkarıldı, memurların partiye üyeliği yasaklandı. 6. Kurultay: 8 Haziran 1943. Bu kurultay, CHP'nin tek parti döneminde yaptığı son kurultay olarak tarihe geçti.  Kurultayda, "genel sekreterin parti hükümetine üye olarak girmesini" öngören parti tüzüğünün 29. Maddesi, "bugüne kadar uygulanmadığı" gerekçesiyle kaldırıldı. 5. Kurultay'da oluşturulan "Müstakil Grub"un üye sayısı 21'den 35'e çıkarıldı. 2. Dünya Savaşı'nın sürdüğü bir sırada toplanan kurultayda, parti programının beşinci bölümü "Cihan Harbi İçinde İdare", altıncı bölümü de "Cihan Harbinden Sonraki İhtimaller" başlıkları altında yeniden düzenlendi;  ulusal savunma ile dış ilişkiler konularına ağırlık verildi.  2 Ocak 1946: Demokrat Parti kuruldu. Celal Bayar, partinin kuruluşunu basın toplantısıyla açıkladı.2. Olağanüstü Kurultay: 10 Mayıs 1946. Parti Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, kurultay konuşmasında, yeni seçim kanununun yasalaşmasından sonra seçimlere gidileceğini açıkladı, "serbest seçim hedefimizdir" dedi. Olağanüstü kurultayda, tüzük değişikliğine gidildi ve "değişmez genel  başkan" ifadesi, "genel başkan" olarak düzenlendi; genel başkanın 4 yıl süre için parti milletvekilleri arasından seçilmesi ilkesi getirildi. Bu çercevede yapılan genel başkanlık seçiminde, İnönü, 708 oy alarak tekrar genel başkan oldu. 5. Kurultay'da kurulan "Müstakil Grup" da, çok partili yaşamda artık işlevini yitirdiği gerekçesiyle kaldırıldı. 21 Temmuz 1946: Çok partili dönemin ilk genel seçimi yapıldı. Seçimlere, 5 Haziran'da kabul edilen yeni seçim yasası ile gidildi; tek dereceli seçim ve "açık oy, gizli sayım" esası uygulandı. CHP 396, DP 62 milletvekili çıkardı, 7 milletvekili de bağımsız olarak meclise girdi. Seçim sonuçlarının ilanından sonra DP, seçimlere hile karıştırıldığını iddia etti. Bu tartışma yıllarca sürdü.7. Kurultay: 17 Kasım 1947. 19 gün süren bu kurultayda, önemli kararlar alındı. Genel Başkanlık Divanı kaldırılarak yerine kurultayca seçilen 40 üyeli "Parti Divanı" getirildi. 12 kişilik Genel Yönetim Kurulu'nun Parti Divanı arasından seçilmesi uygulamasına gidildi. Cumhurbaşkanlığı ile CHP Genel Başkanlığı'nın aynı kişide birleşmesi uygulamasına yeni bir biçim verildi; parti genel başkanı Cumhurbaşkanı kaldığı sürece, başkan olarak bütün yetkileri kurultay tarafından seçilen genel başkan vekiline devretmesi hükmü tüzüğe  konuldu. Böylece Genel Başkan Vekilliği parti içinde çok önemli bir konuma geldi; yapılan seçimde İnönü'nün adayı Hilmi Uran 646 delegeden 328'inin oyunu aldı. Recep Peker 159 oyda kaldı. Kurultayda ayrıca, yıllarca uygulanan merkezden atama yönteminden vazgeçilerek tüm parti örgütlerinin seçimle işbaşına gelmesi ilkesi benimsendi. Partinin milletvekili adaylarının yüzde 70'inin yerel örgütlerce belirlenmesi ilkesi getirildi. Partiye girme yaşı 22'den 18'e indirildi. Kurultayda, Altı Ok da yeniden ele alındı. Devletçilik ilkesi yeniden tanımlanırken, özel girişime önem veren bir anlayış benimsendi. Bu kurultayda İnönü ilk kez "oybirliği" olmaksızın genel başkan seçildi. İnönü, 645 delegeden 595'inin oyunu aldı. Seçimde, resmen aday olmamasına karşın Recep Peker'e 25 oy çıktı. 40 kişilik Parti Divanı seçimleri gizli oy ile yapıldı. Seçimlere 18 liste ile gidildi. Belirlenen Parti Divanı, genel sekreterliğe Tevfik Fikret Sılay'ı getirdi.  Gazeteci-Yazar Hikmet Bila'ya göre, 7. Kurultay'da CHP, yeni tüzüğüyle "demokratikleşti", yeni programıyla "demokrat"laştı... (Hikmet Bila, CHP 1919-1999 - Doğan Kitap - sayfa 128) 14 Mayıs 1950: 14 Mayıs seçimleri CHP'nin 27 yıllık iktidarının sonu oldu. Demokrat Parti (DP) oyların yüzde 53,3'ünü (4.241.393) alarak 408 milletvekili çıkardı ve tek başına iktidara geldi. CHP, 3 milyon 176 bin 561 oy ile 69 milletvekilliğinde kaldı. Seçim sonuçlarının kesinleşmesinden  sonra 22 Mayıs'ta Celal Bayar Cumhurbaşkanlığına, Refik Koraltan Meclis Başkanlığına seçildi. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Adnan Menderes de aynı gün kabinesini açıkladı. 3 Eylül 1950'de yapılan yerel seçimlerde de 600 belediye başkanlığından 560'ını DP, 40'ını CHP adayları kazandı. 14 Mayıs seçimlerinin hemen ardından 16 Mayıs'ta CHP parti örgütüne Genel Başkan Vekili Hilmi Uran imzasıyla gönderilen genelgede, "CHP'nin iktidarı kaybetmesinin bir vakıa olduğu"  belirtilmiş, "muhalefette çalışarak memlekete bu sahada da hizmet sağlamanın şerefli örneğini vereceğiz" denildi.8. Kurultay: 29 Haziran 1950.  14 Mayıs sonuçlarının etkisi altında gerçekleşen bu kurultayda, parti tüzüğünde önemli değişiklikler yapıldı. Genel başkan vekilliği kaldırıldı. İnönü'nün önerisiyle, genel sekreterin kurultayca seçilmesi, Parti Divanı üyesi sayısının 40'dan 30'a indirilmesi benimsendi. Kurultay'ta İnönü, 488 oydan 487'sini alarak tekrar genel başkan seçildi. 7 aday ile girilen genel sekreterlik seçimini de 2. Turda 485 oydan 224'ünü alan Kasım Gülek kazandı.  [1919 - 1950]     [1951 - 1979]     [1979 - 2000]

bahçelinin hayatı

26 Temmuz 2007 12:46 | ferikoy9866 | 0 yorum Diğer liderlerin aksine Devlet Bahçeli'nin hayatı az biliniyor. Can Dündar, "lider portreleri" yazı dizisinin ilk bölümünde Devlet Bahçeli'yi yazdı... Devlet Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemedi
MHP lideri Devlet Bahçeli miting kürsüsünden attığı bir yağlı urganla bu seçime damgasını vurdu. Aslında son ana kadar ortaya çıkmamış, ekranda görünmemiş, 1999'da olduğu gibi düşük bir profil ortaya koymuştu.
Bu sessizlik, bir seçim stratejisi mi?
NTV için hazırladığımız "Liderler belgeselleri"nin "Devlet Bahçeli" bölümü için çalışırken gördük ki ön planda olmayı sevmeyen bu tavır, bir kampanya taktiği değil, bir kişilik özelliği...
Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği, onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemedi.
Devlet Bahçeli varlıklı bir aileye mensup olduğundan üniversiteye kadar hep özel okullarda okudu. MHP uzmanı yazar Kemal Can'a göre camiada "kolejli" diye tanınıyor.
Liseye İstanbul'da Akgün Koleji'nde başladı; Ata Koleji'nde tamamladı. İstanbul'un otoriterliğiyle ünlü 1. Ordu Komutanı Cemal Tural'ın eşi Suna Tural, lisede edebiyat öğretmeniydi. İlk milliyetçi kitapları o tavsiye etti.
1967'de Ankara İktisadi, Ticari İlimler Akademisi'ni kazandı. Dış Ticaret okuyordu. Annesiyle birlikte kalıyordu. Pek çok 68'li gibi, siyasete o dönem girdi. Türkeş'in Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin seminerlerine gidip geliyor, Akademi'nin ülkücü gençleriyle geziyordu. Solcuların egemenliğindeki Akademi'de Ülkü Ocakları'nı kurdu.
Ve 1969'da okulu solcuların elinden kurtarmak için ülkücülerle birlikte bir işgal eylemine önderlik etti.
Henüz 21 yaşındaydı.

Çatlı'nın hocası
1971'de mezun oldu ve okulda asistan olarak kaldı. Abdullah Çatlı, öğrencileri arasındaydı. Öğrencileri ve öğretim elemanları akademisyen Bahçeli'yi, bugünkü gibi ciddi, ağırbaşlı biri olarak anımsıyorlar. Yakınları ona "Devlet Abi" diye hitap ediyor. Okulun yakınlarındaki Ciğer 52'de yemek yiyor; yanında hesap ödemeye kimse cüret edemiyor.
O zaman da alnını ve ensesini açık bırakacak şekilde saç tıraşı oluyor. Nedenini soranlara şöyle diyor:
"Alnınız açık olsun ki övülecek bir iş yaptığınızda alnınızdan öpsünler; enseniz açık olsun ki kötü bir şey yaptığınızda şaplağı vursunlar."
Örgütçülüğüne akademisyenliğinde de devam ediyor; "Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Yüksekokullar Asistanları Derneği"nin (ÜNAY) kurucuları arasında yer alıyor. Ülkücü öğretim üyelerinin üniversitede kadrolaşması için çalışıyor.
Bugün adı Gazi Üniversitesi olan Akademi'den arkadaşı Rıza Ayhan, yazları çadırla tatile çıktıklarında, köylülerle sohbet edip memleket meselelerini tartışmaktan tatil yapamadan geri döndüklerini anlatıyor.
"Tatilin iyisi böyle olur" diyor Bahçeli... O yıllara ait "tek vukuat"ı var mahkeme kayıtlarında... 1978'de beyaz Renault'sunu ülkücü gençlere ödünç veriyor ve aracın bagajındaki portakal sandığından 2 makineli tüfek çıkıyor. Konu, Adana MHP davasında gündeme geliyor; ama Bahçeli'nin ifadesi alınmıyor.
12 Eylül'de hemen bütün siyasi dernekler kapatılırken Bahçeli'nin Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'ne dokunulmuyor.
Ama üniversite, Bahçeli'nin doktora tezine danışman hoca vermeyi geciktirerek engelleme yapıyor. Bahçeli bu yüzden tezini 10 yılda tamamlayabiliyor.

Evlilik hazırlığı
12 Eylül yıllarında üniversitedeki ülkücü arkadaşlarıyla MHP'nin "akademisyenler grubu" gibi çalışıyorlar.
Hamle ve Töre dergilerini çıkarıyorlar. Bahçeli o ara, siyasi faaliyetler yasaklanınca bir ev alıp döşüyor, evlenme hazırlığına girişiyor; üniversiteden bir arkadaşına "Ev hazır, şimdi içine bir hanımefendi bulmak kaldı" diyor. Ancak "memleket meseleleri" nedeniyle bu planı hep ertelemek zorunda kalıyor.
1987'de Türkeş'ten Milliyetçi Çalışma Partisi'ne davet alıyor. Ve o yıl, 19 Nisan'daki kongrede Genel Sekreter seçiliyor. O gün, kendisini siyasete girmeye teşvik eden babasının ölümünün 20. yıldönümü...
10 yıl yanında çalıştığı Başbuğ ölünce yerine geçiyor. Ve 1999'da, bir başka 19 Nisan sabahı, partisinin büyük zaferiyle milletvekili oluyor.
Sonrası?.. 10 gün sonra belli olacak.

Ferdi Tayfur hayranı Diğer liderlerin tersine, Bahçeli'nin özel hayatı pek az biliniyor.
Fanatik Beşiktaşlı... Türk halk ve sanat müziklerini seviyor; arada Ferdi Tayfur dinliyor. Favori yemeği: Acılı Adana...
Asla ütüsüz pantolon, kravatsız elbise giymiyor.
Bekâr. Ankara'da ablası Serpil Hanım'la oturuyor.
1948'de Osmaniye'de doğmuş. Türkmen köklerine dayanan Bahçeli ailesi koyu CHP'li... İsmet Paşa hayranı olan babası Salih Bahçeli'nin ilk evliliğinden iki çocuğu var. İlk eşi vefat edince Saime Hanım'la evlenmiş. Ondan da 4 çocuğu olmuş.Oğullarına, gördüğü bir rüyadan isimler koymuş: Turan, Servet ve Devlet...



Harmandalı oynardı Devlet Bahçeli'nin çocukluk izlerini süren Hacı Mehmet Duranoğlu, Osmaniye 7 Ocak İlkokulu'ndaki diploma defterine ulaştı:
Defterde doğum tarihi, doğum kaydı tutulmamış pek çok Anadolu çocuğunun olduğu gibi, 1 Ocak görünüyor. Diploma derecesi: Pekiyi...
Bahçeli'nin Yavrukurt'ken çekilmiş bir fotoğrafı da var. Ağabeyi Servet Bahçeli, Duranoğlu'na Bahçeli'nin çok iyi halay çektiğini anlatıyor: "Öğrenciliğinde, okul müsamerelerinde ben mandolin çalardım, Devlet harmandalı oynardı" diyor.

başbakanın hayatı

26 Temmuz 2007 12:44 | ferikoy9866 | 0 yorum 

59. HÜKÜMETİN BAŞBAKANI

1954 yılında İstanbul’da doğdu.İlköğrenimini Kasımpaşa Piyale İlkokulu’nda yaptı.Orta öğrenimini İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde, Yükseköğrenimini de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı.Camialtı, İETT ve Erokspor’da 16 yıl futbol oynadı.Bu süre içinde birkaç defa İstanbul Amatör Karması ve İstanbul Gençler Karmasına seçildi.Yedeksubay olarak askerliğini yaptı.Özel sektör kuruluşlarında müşavir ve üst düzey yönetici olarak çalıştı.

1969 yılından başlayarak fiili siyasetin içinde bulundu.1975 yılında MSP İlçe Gençlik Kolu Başkanı aynı zamanda Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği’ne seçildi.Bu görevleri 1980 yılına kadar devam etti.1984 yılında RP Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında RP İstanbul İl Başkanı, 1986 yılında RP MKYK üyesi oldu.27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.Belediye başkanlığı döneminde başarısı kamuoyu tarafından tescil edildi.Siirt’te yaptığı bir konuşmada “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 312’nci maddeden yargılandı ve yargılama sonucunda suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırıldı.Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesi Cezaevi’nde 120 gün cezaevinde yattı. Recep Tayyip Erdoğan, Fazilet Partisi içindeki yenilikçi kanadın lideri olarak biliniyordu.Siyasi yasağının bitmesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisini kurdu.


HAKKINDA YAZILANLAR

Kitabını yazdılar

GAZETECİ YAZAR RUŞEN ÇAKIR VE FEHMİ ÇALMUK, TAYYİP ERDOĞAN'IN HAYAT HİKAYESİNİ YAZDI. KASIMPAŞALI ADINI TAŞIYAN KİTAPTA ERDOĞAN'IN YAŞAM BİÇİMİNDEN İDEOLOJİSİNE, AŞKINDAN KÜÇÜKLÜĞÜNE HER ŞEY ANLATILIYOR..
haberturk.com 13 haziran 2001

Recep Tayyip Erdoğan... İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanı. Şu anda yasaklı ama başlattığı 'Erdemliler Hareketi' ile siyaset sahnesinde boy gösteriyor. İstanbul Kasımpaşa'da başlayan hayat hikayesi, Yeşilçam filmlerine taş çıkartacak cinsten... Bunun farkına varan Gazeteci Yazar Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk, Tayyip'in hayatını yazdı... Kitap Tayyip Erdoğan'ın partisi kurulduktan sonra yayınlanacak. 'Kasımpaşa raconu' Kitabın adı 'Kasımpaşalı.' İçinde ise usta çırak ilişkisinin yanısıra Tayyip'in karakteri, yaşam biçimi, ideolojisi, teşkilattaki kavga ve kaygılar anlatılıyor. Kitabın en ilginç noktası ise önce rüyada başlayan ardından bir toplantıda somutlaşan Tayyip - Emine çiftinin aşkı... Hikaye Kasımpaşa'da başlıyor. 'Kasımpaşa Raconu'nun anlatılmasının ardından sıra Erdoğan'ın yaşamına geliyor. İşte Tayyip'in hayat hikayesinden kesitler... Disiplinli bir babanın oğlu Tayyip Erdoğan Rize'den göç eden fakir bir ailenin çocuğu. Babası Ahmet Bey, Şirketi Hayriye'de Kıyı Kaptanı olarak görev yapıyor. Ömrü denizlerde geçen Ahmet Bey, gemiyi devlet gibi düşünürdü. Bu nedenle cezaları da oldukça sertti. Erdoğan'ın hikayesini yazan Fehmi Çalmuk, Erdoğan kardeşlerin de bu cezadan nasiplerini aldıklarını anlatıyor. Bayat simit satıyordu 15 yıllık arşiv çalışması ve Tayyip'in yakın çevresinin anlattıklarına dayanılarak yazılan hayat hikayesinde Erdoğan'ın küçüklük anılarına da yer verilmiş. İşte bayat simit satma hikayesi: 'Küçük Tayyip fırına gidip bayat simit alıyor. Ardından bu simitleri eve getirip buhara koyuyor ve yumuşamasını sağlıyor. Yumuşayan simitleri daha sonra pazara götürüp ucuz fiyata satıyor ve para kazanıyor.' 'Tayyip Hoca' oluyor Erdoğan, ilkokul sıralarında iken bir gün öğretmenleri 'Kim namaz kılacak?' diye sorduğunda, 'Ben kılabilirim' cevabını veriyor. Bunun üzerine öğretmen yere bir gazete sayfası seriyor. Ama Erdoğan, gazete üzerinde namaz kılmayı reddediyor. Gerekçe olaraksa 'Gazetenin üzerinde kadın fotoğrafları var, namaz kılınmaz' şeklinde açıklıyor. Ve o günden sonra lakabı Hoca oluyor... Şiir merakı başını yaktı Erdoğan ardından İmam Hatip Lisesi'ne yazılıyor. Burada hem futbol oynuyor, hem de sosyal aktivitelere katılıyor. Şiiri her zaman çok seven Erdoğan'ın favorisi Ziya Gökalp'in 'Minareler süngümüz, kubbeler miğfer' adlı şiiri... Erdoğan, aynı şiirin yıllar sonra kendisine cezaevi yollarını açacağını bilemezdi. Erdoğan, Gökalp'in bu şiirini Siirt'de yaptığı bir konuşma sırasında okumuş ve 4 ay 10 günlük mahkumiyet almıştı... Nasıl Fenerbahçeli oldu? O dönemde İmam Hatip Lisesi'nde okuyanların çoğu Fenerbahçeli idi. Tıpkı Tayyip gibi. Neden mi?.. Dönemin Fenerbahçe Kulübü Başkanı Emin Cankurtaran, İmam Hatipli öğrencilere iftar yemeği verince, bu İmam Hatip camiasında büyük ses getiriyor ve tüm İmam Hatipliler'in sevgisini kazanıyor. O dönem mezunlarının çoğu böylece Fenerbahçeli oluyor... Fanatik Fenerli olan ve futbolla ilgilenen Erdoğan'a 1976 yılında Fenerbahçe'den teklif geliyor ancak, babası izin vermeyince Erdoğan'ın futbol hayali sona eriyor.' Rüyada başlayan aşk Tayyip Erdoğan'ın eşi ve 4 çocuğunun annesi Emine Hanım ile tanışma hikayeleri de çok ilginç. Emine Erdoğan, bir rüya görüyor. Rüyasında hiç tanımadığı bir erkeği gören Emine Hanım, ertesi gün İslamcı Kadın Yazar Şule Yükselşenler ile İstanbul Tepebaşı'ndaki MSP'nin toplantısına gidiyor. Emine Hanım bir süre sonra rüyasında gördüğü kişinin kürsüde konuşma yaptığını görüyor. Ve ilk görüşte başlayan aşk evlilikle bitiyor... Gençlik idolü Erbakan'di Tayyip Erdoğan, Erbakan'a çok bağlıydı. Erbakan onun için bir idoldü. Bağlılık o derece büyüktü ki Erdoğan ikinci oğlu Bilal'in ikinci ismini Necmettin koymuştu. Erdoğan'ın İstanbul İl Başkanlığı yaptığı dönemde en büyük desteği yine Erbakan'dan görmüştü. Erbakan, Erdoğan'ın partiye kattığı yeni isimleri kucaklıyor, partide yaptığı değişikliklerden dolayı Erdoğan'ı sürekli destekliyordu. Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk'un kaleme aldığı 'Tayyip'in hayat hikayesi'nde daha pek çok ayrıntı var... Kitabın piyasaya çıktığı zaman büyük ses getireceği düşünülüyor...

GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 14 AĞUSTOS 2001

Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu

Türkiye'nin 39. partisi kuruldu. Kısa adı AK olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin amblemi ışık saçan ampul olarak belirlendi.
Eski diplomat Yaşar Yakış başkanlığında, Nur Doğan Topaloğlu, Yasemin Kumral, Mihrimah Belma Satır, Yusuf Bozkurt Özal'ın oğlu İbrahim Özal'dan oluşan 5 kişilik heyet, parti avukatı Hayati Yazıcı ile İçişleri Bakanlığı'na gelerek, kuruluş dilekçesini Genel Sekreter Hüseyin Aksoy'a sundular.


KURUCULAR KURULU
Öte yandan Tayyip Erdoğan'ın da aralarında yer aldığı, 13'ünün kadın olduğu toplam 74 üyeden oluşan Kurucular Kurulu üyeleri teker teker özgeçmişleri okunarak tanıtıldı. Kurucular Kurulu şu isimlerden oluşuyor:
''Ahmet Aktaş, Alaaddin Büyükkaya, Ali Babacan, Ali İhsan Arslan, Ali Aydın Dumanoğlu, Ali Yüksel Kavuşdu, Ayşe Böhürler, Ayşenur Kurtoğlu, Binali Yıldırım, Burhan Kuzu, Bülent Gedikli, Cemal Kamacı, Erdal Öner, Erol Oral, Fatih Recep Saraçoğlu, Fatma Ünsal, Güldal Akşit, Gürsoy Erol, Habibe Güler, Halil Caner Doğaneli, Halil Ürün, Halil İpek, Hasan Cüneyt Zapsu, Hasan Murat Mercan, Hayati Yazıcı, Hüseyin Tuğcu, Mete Doğruer, İbrahim Çağlar, İbrahim Özal, İdris Şahin, İlhan Albayrak, İsmail Safi, İsmail Tatlıoğlu, İsmet Uçman, Lokman Ayva, Mehmet Ali Bulut, Mehmet Deniz Olgun, Mehmet Gazioğlu, Hilmi Güler, Mehmet Nail Berzek, Mehmet Özdilek, Mehmet Tekelioğlu, Mehmet Yaşar Öztürk, Belma Satır, Muammer Kakı, Mevlüt Çavuşoğlu, Muharrem Karslı, Muharrem Tozçöken, Murat Yalçıntaş, Mustafa Öztürk, Mustafa Ünal, Nazif Gürdoğan, Nazım Ekrem, Nimet Çubuklu, Nur Doğan Topaloğlu, Nuray Oral, Nurettin Canikli, Osman Nuri Filiz, Raşit Küçük, Reha Dönemeç, Remziye Öztoprak, Sami Güçlü, Sema Karabıyık, Sema Ramazanoğlu, Serap Yahşi Yaşar, Süleyman Gündüz, Şaban Dişli, Tamer Özyiğitoğlu, Tayyar Altıkulaç, Yasemin Şimşek, Yaşar Yakış, Yusuf Özertürk, Ziyaettin Yağcı, Recep Tayyip Erdoğan.''

XXX

1954 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Yüksek öğrenimini Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'nde yaptı. İlk gençlik yıllarından itibaren kendisini ticari hayata ve siyasal faaliyete verdi. Bu yıllarda profesyonel olarak futbol oynadı.

Ticarette girişimcilik ruhunu, futbolda kollektif faaliyet heyecanını yaşadı; siyasette ise her kesimle kaynaşmanın önemine inandı. İstanbul il başkanı olunca, edindiği tecrübeyle yeni bir örgütlenme tarzı geliştirdi ve uyguladı. Bu tarz diğer partilere de örnek teşkil etti.Yeni gelişmelere açık kişiliği, araştırmacı yönü ve takipci yapısıyla siyasi teşkilatlanmaya yeni anlayışlar ve yöntemler kazandırdı. Bu başarılar onun, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçilmesinde büyük rol oynadı. Ancak bu noktada durmadı ve "Sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimsesi" anlayışıyla halkla bütünleşirken, para ve insan yönetiminde sergilediği performansla yerel yönetimlerde bir model oluşturdu.

İstanbul'un kördüğüm olmuş sorunlarını kısa sürede çözüme kavuşturarak siyasete yeni bir açılım getirdi. Şimdi aynı modeli Türk milli siyasetine kazandıracak "demokratikleşmeyi ve atılımı" hedefleyen hareketin kurucu üyesi. Evli ve dört çocuk babası

xxx
3 KASIM 2002 SEÇİM ZAFERİ

Seçmen Ağır konuştu Radikal 4 kasım 2002

Meclis'e sadece iki parti girebildi. AKP tek başına iktidar

AKP yüzde 34 / 363 milletvekili
CHP yüzde 19 / 179 milletvekili

1987 genel seçiminden beri ilk defa bir parti tek başına iktidara geldi.
1946 seçiminden beri ilk kez sadece iki partili bir parlamento oluştu.
İktidar yüzde 55'ti, 15'in altına indi. Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri milletvekili bile seçilemedi.
Ana muhalefet Meclis dışında. DYP 200 bin kadar oyla barajın altında.
Türkiye'ye gelmeye korkan 'Jet' lakaplı Fadıl Akgündüz milletvekili. Altı bağımsız aday daha seçildi.
AKP 81 ilin 55'inde, CHP 13'ünde birinci. DEHAP Doğu ve Güneydoğu'da 13 ili aldı ama Meclis dışında.
Sadece 59 milletvekili tekrar seçildi. Meclis dışı kalan partilerde deprem var.

deniz baykal ın hayatı

26 Temmuz 2007 12:43 | ferikoy9866 | 0 yorum Ortaokul ve liseyi birlikte okumuşlar. İleride evlenmeyi kararlaştırmışlar. 50'lerin ortalarında yolları ayrılmış... Ama ayrılığa dayanamamışlar... Elleri ekmek tutunca evlenmeye karar vermişler...

Ancak Olcay'ın ailesi karşı çıkmış bu karara... Yılmamış, gizlice yıldırım nikâhı yapmayı dü

seçim boyasını çıkarma formulü

seçim boyası Seçim bitti boyası kaldı. Peki parmaklarınızdaki ve tırnaklarınızdaki boyaları nasıl çıkartacaksınız?

22 Temmuz seçimlerinin ardından vatandaşın eline sadece oy kullandıktan sonra parmağına sürülen seçim boyası kaldı.

Peki bu seçim boyasından nasıl kurtulacaksınız ?

 

İşte size yemek tariflerini anımsatan bir yöntem:

 Limon suyunu, yarım çay kaşığı tuz ve 4-5 damla sirkeyle karıştırılıp 30 dakika bekletin.

Daha sonra parmağınızı bir süre zeytinyağında bekletin.

Son olarak da zeytinyağında beklettiğiniz parmağı karışma sokup, suyla yıkayın
...

kaynak:haber3

rodos şakaymış

deniz baykal a sorulan soru:

tatildeyken başbakan olamassam rodos a kadar yüzerim demiştiniz yüzecekmisiniz sorusuna bu bir şakaydı bu kadar konu olsaydı söylemezdim dedi

 

baykal suzkunluğunu boz

chp lideri baykal istifa yok dedi

 

images YVXBJCAOFYI90CAF76WI8CAPJTWQ9CARF109LCAJKREQNCA88H6YKCARBCNQHCAQ9OSDKCABPG057CAB2BOVGCASJD7YKCADEQXR1CAPVFH9KCAXXY968CA9HNLI2CAO7PFULCALWBYPRCAUMNOW2CAWJDA1J 8NTVHCAH0YLGVCAU6OSN0CAFSKDKNCAPJGKZZCA7JE38RCA1D8SKNCAD8XJQOCA77BP1QCAWI140LCAGXWL3ACAI1H7L0CA5XOD95CAONY2LXCAFVEF3CCAR1W7WPCARTB118CAHXEMFUCA3TS0XLCADWT4VH dfd

dp gik yarın toplanacak

dp genel başkan vekili nevzat ercan süresini doldurduğu için partisinin olağan kongresini her an yapa bileceğini belirtti

bakanlar kurulu toplandı

bakanlar kurulu başbakan recep tayyip erdoğan ın başkanlığında toplandı

gp de istifalar

gp  alanya ilçe başkanı rekabi satı ve yönetimi partiden istifa etti

büyükanıt bahçeli ve sezer in sandıkların chp birinci

baykalın yolu açık olsun

chp genel başkanı deniz baykal antalya da başbakan olamazsam rodos a kadar yüzerim demişti...