AKP'nin kuruluşu, iktidar edilişi ve icraatlar
chp nasıl kuruldu?
26 Temmuz 2007 12:48 | ferikoy9866 | 0 yorumCHP KURULTAYLARI... CHP tarihinde, 12 Eylül 1980 öncesi 24 Kurultay ve 8 Olağanüstü Kurultay, 12 Eylül 1980 sonrası ise 4 Kurultay ve 2 Olağanüstü Kurultay olmak üzere, 28 Kurultay ve 10 Olağanüstü Kurultay gerçekleştirildi. (Bu derlemede, CHP kurultaylarının yanı sıra sol kesimdeki diğer partilerle ilgili gelişmelere, bazı önemli olaylara da yer verilmiştir.) [1919 - 1950] [1951 - 1979] [1979 - 2000]CHP ve Kurultaylar tarihi... (1919-1950) 1. Kurultay (4 Eylül 1919) : Sivas Kongresi'nde, ulusun kurtuluş ve bağımsızlık mücadelesinde Anadolu'nun çeşitli yörelerinde kurulmuş bulunan dernekler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştiler. Amaç, kurtuluş savaşını örgütlemek ve yönetmektir. Mustafa Kemal başkanlığında 16 kişilik bir "Heyet-i Temsiliye" oluşturuldu. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi, aynı zamanda CHP'nin de ilk kongresi olarak kabul edilmektedir. CHP'nin kuruluşu, bu kongre ile filizlenmişti. Bu nedenle, CHP için "Devlet kuran parti" tanımlaması yapılmaktadır. 9 Eylül 1923 : Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından, "Halk Fırkası" adıyla 9 Eylül 1923’de kuruldu. Kurtuluş Savaşını örgütleyen ve yürüten "Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti"nin devamıdır. 20 Kasım 1923'de, "Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti" Halk Fırkası'nın bünyesine katıldı. Partinin adı 10 Kasım 1924'de "Cumhuriyet Halk Fırkası", 1935 yılında da (4. Kurultay) "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu. Halk Fırkası'nın kuruluş dilekçesi 11 Eylül 1923 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na verildi. 29 Ekim 1923 : Cumhuriyet ilan edildi.2. Kurultay: 15 Ekim 1927. Atatürk'ün "Büyük Nutuk"unu okuduğu kongre. Mustafa Kemal Atatürk, 15 Ekim'de başladığı konuşmasını 20 Ekim'de tamamladı. "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. Bu kurultayda, partinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal, partinin değişmez genel başkanı olarak belirlendi.[ 2. Kurultay Bildirisi ] 3. Kurultay: 10 Mayıs 1931. Bu kurultayda ilk kez tüzükten ayrı olarak bir de program yapıldı. "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" ilkelerinin yanı sıra "Devletçilik" ve "Devrimcilik" ilkeleri de parti tüzüğü ve programına girdi. Böylece partinin simgesi haline gelen "Altı Ok" ile ilgili altı ilke belirlendi.
[ Atatürk'ün 3. Kurultayı açış konuşması ] 4. Kurultay: 9 Mayıs 1935. Partinin adının "Cumhuriyet Halk Fırkası"ndan "Cumhuriyet Halk Partisi"ne dönüştürüldüğü bu kurultay, aynı zamanda parti genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün katıldığı son kurultay oldu. Parti tüzüğüne konulan maddelerle parti ile devletin kaynaştırılması yoluna gidildi. 18 Haziran 1936'da Parti Genel Başkanı Vekili İsmet İnönü'nün yayınladığı genelge ile parti ile hükümetin birleştirilmesi kararı uygulamaya sokuldu. Genelge ile, İçişleri Bakanı'nın parti yönetim kurulu üyeliğine alındığı ve genel sekreterlik görevinin verildiği, illerde parti il başkanlıklarına il valisinin getirildiği belirtildi. 13 Şubat 1937 tarihinde de, "Türkiye Devletinin resmi dili Türkçedir; makarrı Ankara şehridir" şeklindeki anayasanın (1924 Anayasası) 2. Maddesine de, "Türkiye devleti, cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve devrimcidir" şeklindeki CHP'nin altı ilkesi eklendi.
[ Atatürk'ün 4. Kurultay konuşması ] 10 Kasım 1938 : Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk vefat etti. 11 Kasım 1938: TBMM Cumhurbaşkanlığı'na İsmet İnönü'yü seçti. [Cumhurbaşkanları ve nasıl seçildiler] 1. Olağanüstü Kurultay: 26 Aralık 1938. Atatürk'ün vefatı üzerine toplanan olağanüstü kurultayda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, "değişmez genel başkanlığa" seçildi. Kurultay ayrıca, Atatürk'ü "Ebedi Şef" ilan ederken, İnönü'ye de "Milli Şef" unvanını verdi. Partinin Genel Başkan Yardımcılığına Başbakan Celal Bayar, Genel Sekreterliğine İçişleri Bakanı Refik Saydam getirildi.
[ İnönü'nün 1. Olağanüstü Kurultay konuşması ] 5. Kurultay: 29 Mayıs 1939. 417 mebus ve 211 delegenin katılımıyla yapılan kurultayda, CHP tüzüğünde değişikliklere gidildi. Kabul edilen yeni tüzük ile parti genel başkan vekilinin değişmez genel başkan tarafından atanması hükme bağlandı. Böylece başbakanın aynı zamanda parti genel başkanı olması uygulamasına son verildi. Yeni tüzük ile parti müfettişlikleri ve kurultayın seçeceği 21 milletvekilinden oluşan, parti içinde denetim yetkisine sahip "Müstakil Grup" oluşturuldu. Ayrıca, 1936'da başlatılan parti devlet işbirliği uygulamasından da vazgeçildi; İçişleri Bakanı'nın parti genel sekreteri, valilerin il başkanı olması uygulaması terkedildi. Parti üyeliği yaş sınırı 18'den 22'ye çıkarıldı, memurların partiye üyeliği yasaklandı. 6. Kurultay: 8 Haziran 1943. Bu kurultay, CHP'nin tek parti döneminde yaptığı son kurultay olarak tarihe geçti. Kurultayda, "genel sekreterin parti hükümetine üye olarak girmesini" öngören parti tüzüğünün 29. Maddesi, "bugüne kadar uygulanmadığı" gerekçesiyle kaldırıldı. 5. Kurultay'da oluşturulan "Müstakil Grub"un üye sayısı 21'den 35'e çıkarıldı. 2. Dünya Savaşı'nın sürdüğü bir sırada toplanan kurultayda, parti programının beşinci bölümü "Cihan Harbi İçinde İdare", altıncı bölümü de "Cihan Harbinden Sonraki İhtimaller" başlıkları altında yeniden düzenlendi; ulusal savunma ile dış ilişkiler konularına ağırlık verildi. 2 Ocak 1946: Demokrat Parti kuruldu. Celal Bayar, partinin kuruluşunu basın toplantısıyla açıkladı.2. Olağanüstü Kurultay: 10 Mayıs 1946. Parti Genel başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, kurultay konuşmasında, yeni seçim kanununun yasalaşmasından sonra seçimlere gidileceğini açıkladı, "serbest seçim hedefimizdir" dedi. Olağanüstü kurultayda, tüzük değişikliğine gidildi ve "değişmez genel başkan" ifadesi, "genel başkan" olarak düzenlendi; genel başkanın 4 yıl süre için parti milletvekilleri arasından seçilmesi ilkesi getirildi. Bu çercevede yapılan genel başkanlık seçiminde, İnönü, 708 oy alarak tekrar genel başkan oldu. 5. Kurultay'da kurulan "Müstakil Grup" da, çok partili yaşamda artık işlevini yitirdiği gerekçesiyle kaldırıldı. 21 Temmuz 1946: Çok partili dönemin ilk genel seçimi yapıldı. Seçimlere, 5 Haziran'da kabul edilen yeni seçim yasası ile gidildi; tek dereceli seçim ve "açık oy, gizli sayım" esası uygulandı. CHP 396, DP 62 milletvekili çıkardı, 7 milletvekili de bağımsız olarak meclise girdi. Seçim sonuçlarının ilanından sonra DP, seçimlere hile karıştırıldığını iddia etti. Bu tartışma yıllarca sürdü.7. Kurultay: 17 Kasım 1947. 19 gün süren bu kurultayda, önemli kararlar alındı. Genel Başkanlık Divanı kaldırılarak yerine kurultayca seçilen 40 üyeli "Parti Divanı" getirildi. 12 kişilik Genel Yönetim Kurulu'nun Parti Divanı arasından seçilmesi uygulamasına gidildi. Cumhurbaşkanlığı ile CHP Genel Başkanlığı'nın aynı kişide birleşmesi uygulamasına yeni bir biçim verildi; parti genel başkanı Cumhurbaşkanı kaldığı sürece, başkan olarak bütün yetkileri kurultay tarafından seçilen genel başkan vekiline devretmesi hükmü tüzüğe konuldu. Böylece Genel Başkan Vekilliği parti içinde çok önemli bir konuma geldi; yapılan seçimde İnönü'nün adayı Hilmi Uran 646 delegeden 328'inin oyunu aldı. Recep Peker 159 oyda kaldı. Kurultayda ayrıca, yıllarca uygulanan merkezden atama yönteminden vazgeçilerek tüm parti örgütlerinin seçimle işbaşına gelmesi ilkesi benimsendi. Partinin milletvekili adaylarının yüzde 70'inin yerel örgütlerce belirlenmesi ilkesi getirildi. Partiye girme yaşı 22'den 18'e indirildi. Kurultayda, Altı Ok da yeniden ele alındı. Devletçilik ilkesi yeniden tanımlanırken, özel girişime önem veren bir anlayış benimsendi. Bu kurultayda İnönü ilk kez "oybirliği" olmaksızın genel başkan seçildi. İnönü, 645 delegeden 595'inin oyunu aldı. Seçimde, resmen aday olmamasına karşın Recep Peker'e 25 oy çıktı. 40 kişilik Parti Divanı seçimleri gizli oy ile yapıldı. Seçimlere 18 liste ile gidildi. Belirlenen Parti Divanı, genel sekreterliğe Tevfik Fikret Sılay'ı getirdi. Gazeteci-Yazar Hikmet Bila'ya göre, 7. Kurultay'da CHP, yeni tüzüğüyle "demokratikleşti", yeni programıyla "demokrat"laştı... (Hikmet Bila, CHP 1919-1999 - Doğan Kitap - sayfa 128) 14 Mayıs 1950: 14 Mayıs seçimleri CHP'nin 27 yıllık iktidarının sonu oldu. Demokrat Parti (DP) oyların yüzde 53,3'ünü (4.241.393) alarak 408 milletvekili çıkardı ve tek başına iktidara geldi. CHP, 3 milyon 176 bin 561 oy ile 69 milletvekilliğinde kaldı. Seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonra 22 Mayıs'ta Celal Bayar Cumhurbaşkanlığına, Refik Koraltan Meclis Başkanlığına seçildi. Hükümeti kurmakla görevlendirilen Adnan Menderes de aynı gün kabinesini açıkladı. 3 Eylül 1950'de yapılan yerel seçimlerde de 600 belediye başkanlığından 560'ını DP, 40'ını CHP adayları kazandı. 14 Mayıs seçimlerinin hemen ardından 16 Mayıs'ta CHP parti örgütüne Genel Başkan Vekili Hilmi Uran imzasıyla gönderilen genelgede, "CHP'nin iktidarı kaybetmesinin bir vakıa olduğu" belirtilmiş, "muhalefette çalışarak memlekete bu sahada da hizmet sağlamanın şerefli örneğini vereceğiz" denildi.8. Kurultay: 29 Haziran 1950. 14 Mayıs sonuçlarının etkisi altında gerçekleşen bu kurultayda, parti tüzüğünde önemli değişiklikler yapıldı. Genel başkan vekilliği kaldırıldı. İnönü'nün önerisiyle, genel sekreterin kurultayca seçilmesi, Parti Divanı üyesi sayısının 40'dan 30'a indirilmesi benimsendi. Kurultay'ta İnönü, 488 oydan 487'sini alarak tekrar genel başkan seçildi. 7 aday ile girilen genel sekreterlik seçimini de 2. Turda 485 oydan 224'ünü alan Kasım Gülek kazandı. [1919 - 1950] [1951 - 1979] [1979 - 2000]
bahçelinin hayatı
26 Temmuz 2007 12:46 | ferikoy9866 | 0 yorumDiğer liderlerin aksine Devlet Bahçeli'nin hayatı az biliniyor. Can Dündar, "lider portreleri" yazı dizisinin ilk bölümünde Devlet Bahçeli'yi yazdı... Devlet Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemediMHP lideri Devlet Bahçeli miting kürsüsünden attığı bir yağlı urganla bu seçime damgasını vurdu. Aslında son ana kadar ortaya çıkmamış, ekranda görünmemiş, 1999'da olduğu gibi düşük bir profil ortaya koymuştu.
Bu sessizlik, bir seçim stratejisi mi?
NTV için hazırladığımız "Liderler belgeselleri"nin "Devlet Bahçeli" bölümü için çalışırken gördük ki ön planda olmayı sevmeyen bu tavır, bir kampanya taktiği değil, bir kişilik özelliği...Bahçeli, çocukken de, akademisyenken de, Türkeş'in yanındayken de hep şimdiki gibi ketum, mesafeli ve gösterişsizdi. Ama bu özelliği, onun sessiz ve derinden tırmanışını engellemedi.
Devlet Bahçeli varlıklı bir aileye mensup olduğundan üniversiteye kadar hep özel okullarda okudu. MHP uzmanı yazar Kemal Can'a göre camiada "kolejli" diye tanınıyor.
Liseye İstanbul'da Akgün Koleji'nde başladı; Ata Koleji'nde tamamladı. İstanbul'un otoriterliğiyle ünlü 1. Ordu Komutanı Cemal Tural'ın eşi Suna Tural, lisede edebiyat öğretmeniydi. İlk milliyetçi kitapları o tavsiye etti.
1967'de Ankara İktisadi, Ticari İlimler Akademisi'ni kazandı. Dış Ticaret okuyordu. Annesiyle birlikte kalıyordu. Pek çok 68'li gibi, siyasete o dönem girdi. Türkeş'in Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin seminerlerine gidip geliyor, Akademi'nin ülkücü gençleriyle geziyordu. Solcuların egemenliğindeki Akademi'de Ülkü Ocakları'nı kurdu.
Ve 1969'da okulu solcuların elinden kurtarmak için ülkücülerle birlikte bir işgal eylemine önderlik etti.
Henüz 21 yaşındaydı.
Çatlı'nın hocası
1971'de mezun oldu ve okulda asistan olarak kaldı. Abdullah Çatlı, öğrencileri arasındaydı. Öğrencileri ve öğretim elemanları akademisyen Bahçeli'yi, bugünkü gibi ciddi, ağırbaşlı biri olarak anımsıyorlar. Yakınları ona "Devlet Abi" diye hitap ediyor. Okulun yakınlarındaki Ciğer 52'de yemek yiyor; yanında hesap ödemeye kimse cüret edemiyor.
O zaman da alnını ve ensesini açık bırakacak şekilde saç tıraşı oluyor. Nedenini soranlara şöyle diyor:
"Alnınız açık olsun ki övülecek bir iş yaptığınızda alnınızdan öpsünler; enseniz açık olsun ki kötü bir şey yaptığınızda şaplağı vursunlar."
Örgütçülüğüne akademisyenliğinde de devam ediyor; "Ülkücü Maliyeciler ve İktisatçılar Yüksekokullar Asistanları Derneği"nin (ÜNAY) kurucuları arasında yer alıyor. Ülkücü öğretim üyelerinin üniversitede kadrolaşması için çalışıyor.
Bugün adı Gazi Üniversitesi olan Akademi'den arkadaşı Rıza Ayhan, yazları çadırla tatile çıktıklarında, köylülerle sohbet edip memleket meselelerini tartışmaktan tatil yapamadan geri döndüklerini anlatıyor.
"Tatilin iyisi böyle olur" diyor Bahçeli... O yıllara ait "tek vukuat"ı var mahkeme kayıtlarında... 1978'de beyaz Renault'sunu ülkücü gençlere ödünç veriyor ve aracın bagajındaki portakal sandığından 2 makineli tüfek çıkıyor. Konu, Adana MHP davasında gündeme geliyor; ama Bahçeli'nin ifadesi alınmıyor.
12 Eylül'de hemen bütün siyasi dernekler kapatılırken Bahçeli'nin Üniversite Akademi ve Yüksekokullar Asistanları Derneği'ne dokunulmuyor.
Ama üniversite, Bahçeli'nin doktora tezine danışman hoca vermeyi geciktirerek engelleme yapıyor. Bahçeli bu yüzden tezini 10 yılda tamamlayabiliyor.
Evlilik hazırlığı
12 Eylül yıllarında üniversitedeki ülkücü arkadaşlarıyla MHP'nin "akademisyenler grubu" gibi çalışıyorlar.
Hamle ve Töre dergilerini çıkarıyorlar. Bahçeli o ara, siyasi faaliyetler yasaklanınca bir ev alıp döşüyor, evlenme hazırlığına girişiyor; üniversiteden bir arkadaşına "Ev hazır, şimdi içine bir hanımefendi bulmak kaldı" diyor. Ancak "memleket meseleleri" nedeniyle bu planı hep ertelemek zorunda kalıyor.
1987'de Türkeş'ten Milliyetçi Çalışma Partisi'ne davet alıyor. Ve o yıl, 19 Nisan'daki kongrede Genel Sekreter seçiliyor. O gün, kendisini siyasete girmeye teşvik eden babasının ölümünün 20. yıldönümü...
10 yıl yanında çalıştığı Başbuğ ölünce yerine geçiyor. Ve 1999'da, bir başka 19 Nisan sabahı, partisinin büyük zaferiyle milletvekili oluyor.
Sonrası?.. 10 gün sonra belli olacak.
Ferdi Tayfur hayranı Diğer liderlerin tersine, Bahçeli'nin özel hayatı pek az biliniyor.
Fanatik Beşiktaşlı... Türk halk ve sanat müziklerini seviyor; arada Ferdi Tayfur dinliyor. Favori yemeği: Acılı Adana...
Asla ütüsüz pantolon, kravatsız elbise giymiyor.
Bekâr. Ankara'da ablası Serpil Hanım'la oturuyor.
1948'de Osmaniye'de doğmuş. Türkmen köklerine dayanan Bahçeli ailesi koyu CHP'li... İsmet Paşa hayranı olan babası Salih Bahçeli'nin ilk evliliğinden iki çocuğu var. İlk eşi vefat edince Saime Hanım'la evlenmiş. Ondan da 4 çocuğu olmuş.Oğullarına, gördüğü bir rüyadan isimler koymuş: Turan, Servet ve Devlet...
Harmandalı oynardı Devlet Bahçeli'nin çocukluk izlerini süren Hacı Mehmet Duranoğlu, Osmaniye 7 Ocak İlkokulu'ndaki diploma defterine ulaştı:
Defterde doğum tarihi, doğum kaydı tutulmamış pek çok Anadolu çocuğunun olduğu gibi, 1 Ocak görünüyor. Diploma derecesi: Pekiyi...
Bahçeli'nin Yavrukurt'ken çekilmiş bir fotoğrafı da var. Ağabeyi Servet Bahçeli, Duranoğlu'na Bahçeli'nin çok iyi halay çektiğini anlatıyor: "Öğrenciliğinde, okul müsamerelerinde ben mandolin çalardım, Devlet harmandalı oynardı" diyor.
başbakanın hayatı
26 Temmuz 2007 12:44 | ferikoy9866 | 0 yorum1954 yılında İstanbul’da doğdu.İlköğrenimini Kasımpaşa Piyale İlkokulu’nda yaptı.Orta öğrenimini İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde, Yükseköğrenimini de Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı.Camialtı, İETT ve Erokspor’da 16 yıl futbol oynadı.Bu süre içinde birkaç defa İstanbul Amatör Karması ve İstanbul Gençler Karmasına seçildi.Yedeksubay olarak askerliğini yaptı.Özel sektör kuruluşlarında müşavir ve üst düzey yönetici olarak çalıştı.
1969 yılından başlayarak fiili siyasetin içinde bulundu.1975 yılında MSP İlçe Gençlik Kolu Başkanı aynı zamanda Gençlik Kolları Genel İdare Kurulu Üyeliği’ne seçildi.Bu görevleri 1980 yılına kadar devam etti.1984 yılında RP Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında RP İstanbul İl Başkanı, 1986 yılında RP MKYK üyesi oldu.27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.Belediye başkanlığı döneminde başarısı kamuoyu tarafından tescil edildi.Siirt’te yaptığı bir konuşmada “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 312’nci maddeden yargılandı ve yargılama sonucunda suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırıldı.Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesi Cezaevi’nde 120 gün cezaevinde yattı. Recep Tayyip Erdoğan, Fazilet Partisi içindeki yenilikçi kanadın lideri olarak biliniyordu.Siyasi yasağının bitmesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisini kurdu.
HAKKINDA YAZILANLAR
Kitabını yazdılar
GAZETECİ YAZAR RUŞEN ÇAKIR VE FEHMİ ÇALMUK, TAYYİP ERDOĞAN'IN HAYAT HİKAYESİNİ YAZDI. KASIMPAŞALI ADINI TAŞIYAN KİTAPTA ERDOĞAN'IN YAŞAM BİÇİMİNDEN İDEOLOJİSİNE, AŞKINDAN KÜÇÜKLÜĞÜNE HER ŞEY ANLATILIYOR..
haberturk.com 13 haziran 2001
Recep Tayyip Erdoğan... İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanı. Şu anda yasaklı ama başlattığı 'Erdemliler Hareketi' ile siyaset sahnesinde boy gösteriyor. İstanbul Kasımpaşa'da başlayan hayat hikayesi, Yeşilçam filmlerine taş çıkartacak cinsten... Bunun farkına varan Gazeteci Yazar Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk, Tayyip'in hayatını yazdı... Kitap Tayyip Erdoğan'ın partisi kurulduktan sonra yayınlanacak. 'Kasımpaşa raconu' Kitabın adı 'Kasımpaşalı.' İçinde ise usta çırak ilişkisinin yanısıra Tayyip'in karakteri, yaşam biçimi, ideolojisi, teşkilattaki kavga ve kaygılar anlatılıyor. Kitabın en ilginç noktası ise önce rüyada başlayan ardından bir toplantıda somutlaşan Tayyip - Emine çiftinin aşkı... Hikaye Kasımpaşa'da başlıyor. 'Kasımpaşa Raconu'nun anlatılmasının ardından sıra Erdoğan'ın yaşamına geliyor. İşte Tayyip'in hayat hikayesinden kesitler... Disiplinli bir babanın oğlu Tayyip Erdoğan Rize'den göç eden fakir bir ailenin çocuğu. Babası Ahmet Bey, Şirketi Hayriye'de Kıyı Kaptanı olarak görev yapıyor. Ömrü denizlerde geçen Ahmet Bey, gemiyi devlet gibi düşünürdü. Bu nedenle cezaları da oldukça sertti. Erdoğan'ın hikayesini yazan Fehmi Çalmuk, Erdoğan kardeşlerin de bu cezadan nasiplerini aldıklarını anlatıyor. Bayat simit satıyordu 15 yıllık arşiv çalışması ve Tayyip'in yakın çevresinin anlattıklarına dayanılarak yazılan hayat hikayesinde Erdoğan'ın küçüklük anılarına da yer verilmiş. İşte bayat simit satma hikayesi: 'Küçük Tayyip fırına gidip bayat simit alıyor. Ardından bu simitleri eve getirip buhara koyuyor ve yumuşamasını sağlıyor. Yumuşayan simitleri daha sonra pazara götürüp ucuz fiyata satıyor ve para kazanıyor.' 'Tayyip Hoca' oluyor Erdoğan, ilkokul sıralarında iken bir gün öğretmenleri 'Kim namaz kılacak?' diye sorduğunda, 'Ben kılabilirim' cevabını veriyor. Bunun üzerine öğretmen yere bir gazete sayfası seriyor. Ama Erdoğan, gazete üzerinde namaz kılmayı reddediyor. Gerekçe olaraksa 'Gazetenin üzerinde kadın fotoğrafları var, namaz kılınmaz' şeklinde açıklıyor. Ve o günden sonra lakabı Hoca oluyor... Şiir merakı başını yaktı Erdoğan ardından İmam Hatip Lisesi'ne yazılıyor. Burada hem futbol oynuyor, hem de sosyal aktivitelere katılıyor. Şiiri her zaman çok seven Erdoğan'ın favorisi Ziya Gökalp'in 'Minareler süngümüz, kubbeler miğfer' adlı şiiri... Erdoğan, aynı şiirin yıllar sonra kendisine cezaevi yollarını açacağını bilemezdi. Erdoğan, Gökalp'in bu şiirini Siirt'de yaptığı bir konuşma sırasında okumuş ve 4 ay 10 günlük mahkumiyet almıştı... Nasıl Fenerbahçeli oldu? O dönemde İmam Hatip Lisesi'nde okuyanların çoğu Fenerbahçeli idi. Tıpkı Tayyip gibi. Neden mi?.. Dönemin Fenerbahçe Kulübü Başkanı Emin Cankurtaran, İmam Hatipli öğrencilere iftar yemeği verince, bu İmam Hatip camiasında büyük ses getiriyor ve tüm İmam Hatipliler'in sevgisini kazanıyor. O dönem mezunlarının çoğu böylece Fenerbahçeli oluyor... Fanatik Fenerli olan ve futbolla ilgilenen Erdoğan'a 1976 yılında Fenerbahçe'den teklif geliyor ancak, babası izin vermeyince Erdoğan'ın futbol hayali sona eriyor.' Rüyada başlayan aşk Tayyip Erdoğan'ın eşi ve 4 çocuğunun annesi Emine Hanım ile tanışma hikayeleri de çok ilginç. Emine Erdoğan, bir rüya görüyor. Rüyasında hiç tanımadığı bir erkeği gören Emine Hanım, ertesi gün İslamcı Kadın Yazar Şule Yükselşenler ile İstanbul Tepebaşı'ndaki MSP'nin toplantısına gidiyor. Emine Hanım bir süre sonra rüyasında gördüğü kişinin kürsüde konuşma yaptığını görüyor. Ve ilk görüşte başlayan aşk evlilikle bitiyor... Gençlik idolü Erbakan'di Tayyip Erdoğan, Erbakan'a çok bağlıydı. Erbakan onun için bir idoldü. Bağlılık o derece büyüktü ki Erdoğan ikinci oğlu Bilal'in ikinci ismini Necmettin koymuştu. Erdoğan'ın İstanbul İl Başkanlığı yaptığı dönemde en büyük desteği yine Erbakan'dan görmüştü. Erbakan, Erdoğan'ın partiye kattığı yeni isimleri kucaklıyor, partide yaptığı değişikliklerden dolayı Erdoğan'ı sürekli destekliyordu. Ruşen Çakır ve Fehmi Çalmuk'un kaleme aldığı 'Tayyip'in hayat hikayesi'nde daha pek çok ayrıntı var... Kitabın piyasaya çıktığı zaman büyük ses getireceği düşünülüyor...
GÜNDEM GÜNDEM GÜNDEM 14 AĞUSTOS 2001
Adalet ve Kalkınma Partisi kuruldu
Türkiye'nin 39. partisi kuruldu. Kısa adı AK olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin amblemi ışık saçan ampul olarak belirlendi.
Eski diplomat Yaşar Yakış başkanlığında, Nur Doğan Topaloğlu, Yasemin Kumral, Mihrimah Belma Satır, Yusuf Bozkurt Özal'ın oğlu İbrahim Özal'dan oluşan 5 kişilik heyet, parti avukatı Hayati Yazıcı ile İçişleri Bakanlığı'na gelerek, kuruluş dilekçesini Genel Sekreter Hüseyin Aksoy'a sundular.
KURUCULAR KURULU
Öte yandan Tayyip Erdoğan'ın da aralarında yer aldığı, 13'ünün kadın olduğu toplam 74 üyeden oluşan Kurucular Kurulu üyeleri teker teker özgeçmişleri okunarak tanıtıldı. Kurucular Kurulu şu isimlerden oluşuyor:
''Ahmet Aktaş, Alaaddin Büyükkaya, Ali Babacan, Ali İhsan Arslan, Ali Aydın Dumanoğlu, Ali Yüksel Kavuşdu, Ayşe Böhürler, Ayşenur Kurtoğlu, Binali Yıldırım, Burhan Kuzu, Bülent Gedikli, Cemal Kamacı, Erdal Öner, Erol Oral, Fatih Recep Saraçoğlu, Fatma Ünsal, Güldal Akşit, Gürsoy Erol, Habibe Güler, Halil Caner Doğaneli, Halil Ürün, Halil İpek, Hasan Cüneyt Zapsu, Hasan Murat Mercan, Hayati Yazıcı, Hüseyin Tuğcu, Mete Doğruer, İbrahim Çağlar, İbrahim Özal, İdris Şahin, İlhan Albayrak, İsmail Safi, İsmail Tatlıoğlu, İsmet Uçman, Lokman Ayva, Mehmet Ali Bulut, Mehmet Deniz Olgun, Mehmet Gazioğlu, Hilmi Güler, Mehmet Nail Berzek, Mehmet Özdilek, Mehmet Tekelioğlu, Mehmet Yaşar Öztürk, Belma Satır, Muammer Kakı, Mevlüt Çavuşoğlu, Muharrem Karslı, Muharrem Tozçöken, Murat Yalçıntaş, Mustafa Öztürk, Mustafa Ünal, Nazif Gürdoğan, Nazım Ekrem, Nimet Çubuklu, Nur Doğan Topaloğlu, Nuray Oral, Nurettin Canikli, Osman Nuri Filiz, Raşit Küçük, Reha Dönemeç, Remziye Öztoprak, Sami Güçlü, Sema Karabıyık, Sema Ramazanoğlu, Serap Yahşi Yaşar, Süleyman Gündüz, Şaban Dişli, Tamer Özyiğitoğlu, Tayyar Altıkulaç, Yasemin Şimşek, Yaşar Yakış, Yusuf Özertürk, Ziyaettin Yağcı, Recep Tayyip Erdoğan.''
XXX
1954 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamladı. Yüksek öğrenimini Marmara Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'nde yaptı. İlk gençlik yıllarından itibaren kendisini ticari hayata ve siyasal faaliyete verdi. Bu yıllarda profesyonel olarak futbol oynadı.
Ticarette girişimcilik ruhunu, futbolda kollektif faaliyet heyecanını yaşadı; siyasette ise her kesimle kaynaşmanın önemine inandı. İstanbul il başkanı olunca, edindiği tecrübeyle yeni bir örgütlenme tarzı geliştirdi ve uyguladı. Bu tarz diğer partilere de örnek teşkil etti.Yeni gelişmelere açık kişiliği, araştırmacı yönü ve takipci yapısıyla siyasi teşkilatlanmaya yeni anlayışlar ve yöntemler kazandırdı. Bu başarılar onun, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçilmesinde büyük rol oynadı. Ancak bu noktada durmadı ve "Sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimsesi" anlayışıyla halkla bütünleşirken, para ve insan yönetiminde sergilediği performansla yerel yönetimlerde bir model oluşturdu.
İstanbul'un kördüğüm olmuş sorunlarını kısa sürede çözüme kavuşturarak siyasete yeni bir açılım getirdi. Şimdi aynı modeli Türk milli siyasetine kazandıracak "demokratikleşmeyi ve atılımı" hedefleyen hareketin kurucu üyesi. Evli ve dört çocuk babası
xxx
3 KASIM 2002 SEÇİM ZAFERİ
Seçmen Ağır konuştu Radikal 4 kasım 2002
Meclis'e sadece iki parti girebildi. AKP tek başına iktidar
AKP yüzde 34 / 363 milletvekili
CHP yüzde 19 / 179 milletvekili
1987 genel seçiminden beri ilk defa bir parti tek başına iktidara geldi.
1946 seçiminden beri ilk kez sadece iki partili bir parlamento oluştu.
İktidar yüzde 55'ti, 15'in altına indi. Başbakan ve Bakanlar Kurulu üyeleri milletvekili bile seçilemedi.
Ana muhalefet Meclis dışında. DYP 200 bin kadar oyla barajın altında.
Türkiye'ye gelmeye korkan 'Jet' lakaplı Fadıl Akgündüz milletvekili. Altı bağımsız aday daha seçildi.
AKP 81 ilin 55'inde, CHP 13'ünde birinci. DEHAP Doğu ve Güneydoğu'da 13 ili aldı ama Meclis dışında.
Sadece 59 milletvekili tekrar seçildi. Meclis dışı kalan partilerde deprem var.
deniz baykal ın hayatı
26 Temmuz 2007 12:43 | ferikoy9866 | 0 yorumOrtaokul ve liseyi birlikte okumuşlar. İleride evlenmeyi kararlaştırmışlar. 50'lerin ortalarında yolları ayrılmış... Ama ayrılığa dayanamamışlar... Elleri ekmek tutunca evlenmeye karar vermişler...Ancak Olcay'ın ailesi karşı çıkmış bu karara... Yılmamış, gizlice yıldırım nikâhı yapmayı dü

















